Kolon kanseri, kalın bağırsağın yaklaşık 1,5 metrelik kısmında tümör gelişmesine verilen isimdir. Eğer tümör, kalın bağırsağın son 15 cm'lik kısmından gelişirse, rektum kanseri olarak adlandırılır. Kolon ve rektum kanserleri tüm kanserler arasında 3. sırada yer alır. Barsaktaki bazı değişimler (polip gibi) kolon kanserinin erken habercisi olabilir. Poliplerin çoğu iyi huyludur, kansere dönüşmez; ancak bazı polipler zaman içinde kanserleşebilir. Bu nedenle kolonoskopi sırasında tespit edilen polipler polipektomi adı verilen işlemle çıkarılarak incelenmelidir.
Kolon kanserinin erken aşamada teşhis edilmesi, hastalığın seyrini ve tedavi başarısını önemli ölçüde etkiler. Tüm sağlıklı bireylerin, 55-65 yaşları arasında kolon kanseri yönünden kolonoskopi tarama programına alınması gerekmektedir.
Kolon kanserinin tedavisi, tümörün yerleşim yeri ve hastalığın evresine göre değişir. Eğer hastalık vücudun diğer organlarına yayılmamışsa, ameliyatla tümörlü barsak kısmının alınması amaçlanır. Ameliyat sonrası hastalığın tekrarlamasını önlemek amacıyla 3 veya 6 ay süreyle kemoterapi uygulanır.
Rektum kanseri tedavisinde, tümörün yerleşim yerine bağlı olarak ameliyat türü değişebilir. Eğer tümör, barsak bitimine yakın bir noktada ve büyükse, dışkılamayı sağlayan kaslar ameliyat esnasında hasar görebileceğinden dolayı barsak ucu cilde ağızlaştırılarak kolostomi adı verilen torba takılması gerekebilir. Torba gereksinimini önlemek amacıyla genellikle ameliyat öncesinde radyoterapi ve kemoterapi ile tümör küçültüldükten sonra cerrahi işlem yapılması tercih edilir.
Dördüncü evre kolon kanserinde, tümör karaciğer, akciğer gibi organlara veya karın içinde bulunan lenflere yayılmıştır. Bu evrede, dışkılamada ciddi bir zorlanma yoksa tedaviye ilaçlarla başlanması tercih edilebilir. Kemoterapi ve biyolojik ajanların birlikte kullanılması etkinliği artırır. Sistemik tedavilerle yeterli küçülme elde edilirse, barsaktaki tümör ve/veya metastazların cerrahi yolla temizlenmesi hedeflenir. Karaciğerdeki metastatik nodüllerin cerrahi olarak çıkarılamadığı durumlarda, bu nodüllere yönelik lokal tedaviler yapılabilir.
Karaciğer metastazları için uygulanabilecek lokal tedaviler arasında transarterial kemoembolizasyon (TAKE), transarterial radyoembolizasyon (TARE), ve radyofrekans ablasyon (RF) gibi yöntemler bulunur. Bu yöntemlerde, bacak damarından girilerek karaciğerin damarı içine radyoaktif madde veya kemoterapi taşıyan partiküller yüklenerek tümör odaklarının tahrip edilmesi hedeflenir.