Sık Sorulan Sorular

Kanseri anlamak organizmayı oluşturan hücrelerin bölünerek çoğaldığını bilmekle başlar. Hücre çekirdeğinden gelen sinyallerle yaşlanan hücreler belli bir düzen içinde bölünür ve yerini yeni hücrelere bırakırlar. Yaşlanan hücrelerse organizma tarafından ortadan kaldırılır. Kanser, hücre çekirdeğindeki DNA kodlarının bozulması sonucu normalden daha fazla çoğalması ve yaşlanan hücrelerin ortadan kaldırılamaması durumudur. Çoğalan bu hücreler doku ve organlarda yumrular oluşturabilir. Bulundukları organların çalışmasını bozabilir veya dolaşım sistemine geçip vücudun diğer bölümlerine yayılabilir.

Her organın kendine özgü farklı kanser çeşitleri vardır. Her kanser birbirinden farklı büyüme ve yayılma şekli gösterir. Uygulanan tedavi ve yanıt oranları kanser türleri arasında değişkenlik gösterir. Bu nedenle en uygun tedavi metodunun belirlenebilmesi için kanser çeşidinin bilinmesi önem arz eder. Bazen de kanserin kemoterapi dışındaki tedavilere elverişli olup olmadığının anlaşılabilmesı için ek patolojik ve moleküler onkolojik incelemeler yapılması gerekir.

 

 

Kanser vücudun temel yapı taşı olan hücreden başlar. Vücutta sağlıklı hücrelerimiz ihtiyaç halinde bölünerek çoğalır. Bu çoğalma DNA tarafından belli bir düzen içerisinde yürütülür. Yaşam döngüsünü tamamlayan hücreler ise vücut tarafından ortadan kaldırılır. Sağlıklı bir hücrenin kodlarında ne kadar bölüneceği ve ne zaman öleceğini yazılıdır. Hücrenin DNA iplikçiklerinde hasarlanma hücrelerdeki devir daim sisteminin bozulmasına neden olur. DNA hasarı, %85-90 yaşam tarzı ve çevresel karsinojenlere bağlı meydana gelirken, %10-15 ailesel yolla geçen kanser yatkınlık genleri nedeniyle gerçekleşir. Bunun sonunda hücreler gelişigüzel çoğalmaya başlar, yaşlanan hücreler ortadan kaldırılamaz. Her gün milyonlarca hücre üretimi sırasında birkaç yüz hatalı hücre denetleme sisteminden kaçar. Teknik olarak her insan her gün birkaç defa kanser olur.  Lakin sağlıklı insan vücudunda hatalı hücreleri tespit edip ortadan kaldıran ikinci bir denetim sistemi daha bulunur. Bunlara tümör baskılayıcı genler adı verilir. Bağışıklık sistemi sağlam bir kişide oluşan bu hatalı hücreleri yok eder. Bu sistem de arızalanırsa mutant hücreler ortadan kaldırılamaz. Bu hücreler hızla çoğalmaya başlar ve kitle haline gelirler. Belirli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra da gerekli besinleri alabilmek için kendine yeni damarlar oluştururlar. Böylece kanser süreci başlamış olur.

 

Çevresel faktörlerin düzeltilmesiyle tüm kanserlerin yarısı önlenebilir. Bazı kanserler için risk faktörleri ortadan kaldırıldığında kanserin oluşması da önlenmiş olur. Rahim ağzı kanseri bir virüse bağlı gelişen genital siğilden oluşur. Genital siğili tedavi ederseniz rahim ağzı kanserini önlemiş olursunuz. Barsak kanseri barsaktaki adenom denilen poliplerden oluşur. Bunları çıkartıldığında barsak kanseri önlenmiş olur. Bugün baş boyun kanseri karaciğer kanseri bazı cilt kanserleri, mide kanseri hepatit b, HIV, EBV, helikobakter pylori gibi bakteri ve virüslere bağlı gelişir. Bu etkenleri tedavi ettiğinizde kanser oluşmasını büyük oranda önleyebiliriz.

 

 

 

Kanserlerin %60’ı 65 yaş üzeri hastalarda görülür. Gençlerde lösemi, lenfoma, tiroid kanseri gibi hastalıklar sık görülür. Son 30 yılda 50 yaşından gençlerde görülen kanser %80 artış gösterdi. Artık 20 li yaşlarda meme kanserleri, 30lu- 40 lı yaşlarda barsak kanserleri görmeye başladık. Bunda kötü beslenme, alkol sigara, obezite ve hareketsizliğin etkili olduğu düşünülüyor.

 

Kanserin her hastada kesin nedeni bilinememektedir. Ancak kanserle ilişkili olduğu ispatlanmış risk faktörleri şunlardır;

  • Sigara ve alkol  
  • Uzun süre güneşe maruz kalma (UV ışınları)
  • Radyasyon
  • Bazı kimyasal maddeler (katran, benzin, boya maddeleri, asbest v.b.)
  • Bazı virüsler (Kanserojen virüsler)
  • Hava kirliliği
  • Yanlış beslenme alışkanlıkları

 Kanserin belirti ve bulguları köken aldığı doku ve organlara göre değişir. Hatta bazen hiç belirti ve bulgu vermeden tesadüfen kanser tanısı konulabilir. Aşağıdaki belirtilere dikkat edilmesi gerekir:

  • Rahim ve makattan gelen normal olmayan bir kanama veya akıntı
  • Vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkan şişlik ve sertlik
  • Yutma güçlüğü, kabızlık, iştahsızlık, kilo kaybı
  • Geçmeyen öksürük, ses kısıklığı, nefes darlığı, ağızdan kan gelmesi
  • Uzun süren nedeni bulunamayan ağrı, halsizlik
  • Ben ve siğillerde meydana gelen büyüme, kanama, renk değişikliği, yara
  • İdrar yapmada zorlanma idrardan kan gelmesi

Her kitle kanser değildir. Her insanda görülebilen lipom denen cilt altı yağ bezeleri iyi huylu kitlelere örnektir. Yine genç kızlarda memede fibroadenomlar sık görülür. Birçok kadında memede kistler görülebilir. Bunlar iyi huylu lezyonlardır. Kanserden farkı hormonal değişimle büyüyüp küçülme gösterirler. Ama bir kitle kanser ise tedavi vermediğiniz sürece küçülmez, yavaş ya da hızlı ama devamlı büyürler. Kanser tanısı fiziki muayene, kan tahlilleri, radyolojik yöntemler ve patolojik incelemelerle konulur. Bu işin rasyoneli biyopsidir. Biyopsi sırasında dokudan örnek alınarak mikroskop altında inceleme yapılır gerekirse birtakım boyamalarda teşhis kesinleştirilir.

 

 

Kanser ağrısı diğer ağrılara benzer. Farkı zaman içinde artma eğiliminde olmasıdır. İlk zamanlar hareketle olurken zaman geçtikçe hareket etmeden de ağrı olmaya başlar. İlk zamanlar ağrı kesici ilaçlara yanıt verirken zaman içinde ilaçla geçmemeye başlar. Genellikle şiddeti ve sıklığı zamanla artan ağrılarda sebebin kanserden mi yoksa başka bir hastalıktan mı olduğunun araştırılmasında yarar vardır.

 

Bazı insanlarda biyopsi yapılmasının kanserin yayılmasına yol açacağı inanışı var. Bu inanış doğru değildir. Uygun yöntemlerle dokudan parça örneği alınması ya da tümörün tamamen alınması uygulanacak tedaviyi belirleyebilmek için gereklidir

 

PET i bazı kanser türlerinde evreleme ve tedavi yanıtı değerlendirmesi amacıyla kullanıyoruz. Kanser tanısı alan her hastaya kullanımı da doğru değildir. PET kanser taraması amacıyla kullanılmaz. Çünkü PET her kanseri göstermez.

 

Stresle kanserin direk ilişkisini gösteren bilimsel bir kanıt bulunmamaktadır. Çünkü hiçbir stresi olmayanlarda da kanser olabiliyor. Kanser birden çok faktörün bir araya gelerek DNA kırığı oluşturması sonucu oluyor. Tabi ki hem hastalığın çıkmasında metastaz oluşmasında bağışıklık sistemi çok önemli. Çünkü vücudumuzda her gün yüzlerce kanserli hücre oluşuyor ancak bağışıklık sistemimiz bu hücreleri yok ettiği için kanser olmuyoruz. Bu bağlamda depresyondaki kişilerde öz bakımı bozulması sonucu kötü beslenme düzensiz uyuma gibi nedenlerle sistemi olumsuz etkilenebilir.

Sigara ve alkol içerdiği yüzlerce karsinojen madde nedeniyle kanserin en önemli tetikleyicileridir. Alkol daha çok sindirim sistemi kanserleriyle ilişkiyken sigara akciğer gırtlak ve mesane kanseriyle ilişkilidir.

 

Kanser erken evre, bölgesel ilerlemiş evre ve metastatik evre olmak üzere 3 evreden oluşur. Erken tanı konulan kanserler ameliyat, radyoterapi gibi yöntemlerle daha kolay tedavi edilir. Erken tanı konulan kanserler tedaviden sonra da daha az nüks ve metastaz yaparlar.

Erken evre kanserde hastaları %80-90 başarıyla tedavi edebiliyoruz. Bu başarı oranını %100 lere çıkarmak ve nüks riskini minimuma indirmek için çalışmalara devam ediyoruz. Bunu yaparken aynı zamanda daha kolay yöntemlerle, hastanın konforunu bozmadan yapmak için uğraşıyoruz.

Aslında mevcut kullandığımız evreleme sisteminin bazı eksikleri bulunmaktadır. Çünkü bulunduğu organın dışına çıkmış herhangi bir kansere evre 4 diyoruz. Tek bir kemiğinde metastaz olana da tüm kemiklerine yayılmış olana da evre 4 diyoruz. Bu hastaların seyirleri çok farklı olabiliyor. Bu nedenle bazı kanserlerde artık yaygınlığına göre 4a 4b 4c sınıflamaları getirilmiştir.

 

Kanser hücreleri kitle oluşturup da belli özellikler kazandıklarında vücudun başka doku ve organlarına yayılabilir. Bu yayılmayı lenf damarlarını ve kan damarlarını kullanarak gerçekleştirir. Kanserin vücudun başka bölgelerine sıçramasına metastaz adı verilir. Oluştuğu dokudan diğer organlara yayılan kansere 4. Evre kanser adı verilir.

Kanserde kullanılan tedavi yöntemleri arasında cerrahi operasyon, tedavi amaçlı ışınların kullanımı yani radyoterapi ve radyonüklid tedaviler bulunmaktadır. İlaçlardan kemoterapi dışında, hormonal tedaviler, immunoterapi ve hedefli ajanları kanser tedavisinde kullanıyoruz. Eskiye göre tedaviler konusunda da son yıllarda ümit vadeden gelişmeler oldu. Biyoteknoloji ilerlemelerle birlikte hedef olabilecek ilacı bulmak bize önemli zaman kazandırmaktadır. Elbette zamanla daha etkili ve yan etkisi düşük tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi beklenmektedir.

 

 

Akıllı ilaçlar çoğunlukla ağızdan tablet şeklinde, bazen de damar yoluyla uygulanan ilaçlardır. Tümör hücresinin büyüme yolaklarını kapatarak veya tümör damarlarını kurutarak etki ederler. Akıllı ismi kanser hücresini tanıyarak bu hücrelere etki etmesinden geliyor.

Birçok kanserde kullandığımız bu yeni bir tedavi bugün birçok hasta için umut oldu. Bazı hastalar kemoterapiye bazı hastalarsa akıllı ilaç tedavisine uygun oluyor. Kemoterapiye duyarlı hastalıklarda yine kemoterapi kullanıyoruz. İstediğimiz düzeyde etki göremezsek akıllı ilaçlara geçebiliyoruz. Tiroid, böbrek ve cilt kanseri gibi kemoterapinin çok etkili olmadığı hastalıklarda ise uygunsa doğrudan bu ilaçlarla tedaviye başlıyoruz.

Uygun hastayı seçerken bazı patolojik ve genomik testler yapmak gerekiyor. Hastalığı tetikleyen bir mutasyon varsa önce onu tespit ediyoruz. Eğer örnek yetersiz gelirse yeni nesil dizileme ile kandan tümör hücrelerini toplayıp testi çalıştırıyoruz. Ancak bu ilaçların etki etmesi tümörün belli bazı özellikleri taşımasına bağlı olduğu için şu anda her hasta uygulanmıyor. Ama 20 yıl önce 10 civarında akıllı ilaç varken bu sayı bugün 100 ü geçti. Yakın gelecekte yeni geliştirilen moleküllerle birçok hastanın bu tedavilere uygun olacağını düşünüyorum.

 

Kemoterapi, kanser hücrelerinin ilaçlarla yok edilmesini sağlayan tedavilerdir. Bugün 1000’den fazla kemoterapi ilacı veya ilaç kombinasyonunu tedavide kullanıyoruz. Her bir ilacın etki mekanizmaları birbirinden farklıdır. Sıklıkla damar yolundan uygulanır. Ancak ağız yolundan uygulanan, cilt üzerine sürülen, kas içine enjekte edilen, tümör içine doğrudan uygulanan ve vücudun belli bir bölgesine uygulanan farklı çeşitleri de vardır. Sıcak kemoterapi bölgesel kemoterapi uygulamasına bir örnektir. Genelde karın içine yayılmış yumurtalık ve barsak kanserlerinde kullanılır. Ameliyatla tüm tümörler çıkartıldıktan sonra 40-42 dereceye kadar ısıtılan kemoterapi ilaçlarını karın içine verip 1-2 saat bekledikten sonra geri çekiyoruz. Sıcak kemoterapi bize başlıca iki avantaj sağlar. Birincisi, ilacı dolaşım sistemine vermediğimiz için daha yüksek dozlara çıkabiliyoruz. İkincisi, ısıtmanın etkisiyle ilaç dokulara daha iyi nüfus edip daha fazla tümör hücresi öldürebiliyor. Her hasta bu tedaviye uygun değildir ve deneyimli merkezlerde yapılmazsa ciddi enfeksiyon riski yaratabilir. Kemoterapi ile tümör hücreleri öldürülür veya tümörün büyümesi durdurulmaya çalışılır. Bazen tek, bazen birkaç ilaç çeşitli yollarla verilerek uygulanır. Kemoterapi protokolüne göre ilaçlar haftada, iki haftada veya üç haftada bir uygulanır.

Kemoterapi mutlaka tam teşekküllü hastane şartlarında uygulanmalıdır. Genellikle damar yolundan uygulanır. Kemoterapi ile ilgilenen bilim dalına MEDİKAL ONKOLOJİ veya TIBBİ ONKOLOJİ, bu alanda çalışan doktora MEDİKAL ONKOLOG (TIBBİ ONKOLOG) denir. Medikal onkoloji ayrı bir uzmanlık dalıdır; medikal onkolog tümör tedavisi konusunda uzmanlaşmış bir iç hastalıkları uzmanıdır. Tümör tedavisi bir ekip işidir ve mutlaka bu ekibin tüm üyelerinin bulunduğu merkezlerde uygulanmalıdır. Bu ekipte tümör cerrahisi ile ilgili uzman cerrah, radyolog, radyasyon onkoloğu ve medikal onkolog yer alır.

 

 Belirli dönemlerde herkesin rutin sağlık kontrolleri yaptırması hayati önem taşımaktadır. Amaç taramalarla kanseri oluşmadan ya da oluşur oluşmaz yakalamaktır. Dünyada çeşitli kanserlerin daha sık olduğu bölgelerde farklı kanserlere yönelik taramalar yapılmaktadır.  Ancak dünyada ve ülkemizdeyse standart taranan kanserler meme, rahim ağzı ve kolon kanseridir.

 

Meme kanserini 40 yaşında başlayıp 70 yaşına kadar 2 yılda bir mamografiyle tarıyoruz. Mamografi görüntüleri birbirinden habersiz iki ayrı radyolog tarafından değerlendirilir. Eğer iki uzmanın değerlendirmesi aynıysa sonuç raporlanır. Eğer skorlar birbirinden farklıysa yeniden değerlendirilmek üzere 3. Radyoloğa gönderilir ve ona göre sonuç raporlanır. 1’den 6 ya kadar skorlama yapılır. Genel olarak skor 1-2-3 kanser açısından önemli sorun olmadığını gösterirken skor 4-5 ek tetkik yapılması anlamına geldiğini gösterir.

 

Rahim ağzı kanserini 30 yaşında başlayıp 65 yaşına kadar 5 yılda bir smear ve HPV testiyle tarıyoruz. Alınan sürüntü örnekleri genelde 1 hafta 10 gün içinde çıkmaktadır. Testin pozitif çıkması halinde hasta kolposkopik muayene için kadın doğuma sevkedilir. Negatif çıkarsa bir sonraki kontrol 5 yıl sonra yapılır. Bazen sonuç yetersiz numune gelebiliyor. Bu durumda 3 ay sonra tekrar sürüntü alınması gerekir.

 

Barsak kanserini 50 yaşında başlayıp 70 yaşına kadar 2 yılda bir gaitada gizli kan ve 10 yılda bir kolonoskopiyle tarıyoruz

Alınan dışkı örnekleri 1 hafta için sonuçlanmaktadır. Pozitif çıkması büyük abdestte kan bulaşı olduğunu gösterir. Bu hastalar kolonoskopi için hastaneye sevk edilir. Dışkıda kan testi 2 yılda bir tekrarlanır.

 

Bunlar dışında yoğun sigara içen 50 yaş üzeri hastalarda düşük doz akciğer tomografisiyle tarama mümkündür.

Prostat kanseri için 50 yaşından itibaren kanda PSA ölçümüyle tarama yapılabilir

 

Bu tavsiyelerin herhangi bir şikayeti olmayan standart riskli hastalar için geçerlidir. Ayrıca ailede kanser yükü fazla olanlar kişiler riskli gruba dahil olup, tarama sıklığı ve tarama başlangıç yaşı daha erken olduğundan hekimlere danışmaları doğru olur.

 

 

 

Geçmeyen şikayetleri önemsemek lazım. Vücudumuzu dinlemeli, iş güç bahanesiyle geçiştirmemeliyiz. Kadınlar ayda bir kendi kendine meme muayenesi yapabilirler. Cildimizde iyileşmeyen bir yara, elimize gelen bir kitle fark ettiğimizde doktora göstermeliyiz. Ve tabi hiçbir şikayetimiz olmasa bile yaşımıza uygun tarama testlerini yaptırmalıyız

Tüm kanserlerde ailesel genlerle geçişi yaklaşık %10-15 civarındadır. Meme, prostat, barsak kanserlerinde kalıtımsal geçiş daha çok görülürken, beyin, cilt gibi kanserlerinde ailesel geçiş nadir görülmektedir.

Birinci derece akrabalarında genç yaşta kanser olanlar, özellikle de meme kanseri, barsak kanseri veya yumurtalık kanser varsa bu kişiler genetik danışmanlık almalarında yarar var. 2. Ve 3. Derece akrabalarından iki veya daha fazla kanser öyküsü olanlar, aynı anda veya farklı zamanlarda birden fazla kanser olanlarda kalıtsal kanser olasılığı yüksektir. Kalıtsal kanser geni taşıyanlarda kanser taramalarına daha erken yaşta başlanır ve daha sık aralıklarla yapılır.

 

 Kemoterapi sırasında gebe kalınması sakıncalıdır. Ancak tedavisi biten hastalar üzerinden makul süre geçtikten sonra anne olabilirler. Genellikle nüksün en sık olduğu 2-3 seneyi bebek düşünmeden beklemelerini tavsiye ediyoruz. Kemoterapi yumurta rezervini düşürebilir. Buradaki risk uygulanan kemoterapinin türü, toplam dozu, hastanın yaşı ve mevcut yumurta rezerviyle ilişkilidir. Erken evrede operasyon sonrası 4-8 kür kemoterapi alan hastalarda doğurganlığın tamamen kaybolması nadirdir. Genelde ilaçların etkisi geçtiğinde hasta menapoza çok yakın yaşta değilse doğal yollarla da bebek sahibi olabilir. Eğer daha uzun süre tedavi göreceklerse evli olanlara yumurta veya embriyo dondurma işlemi, bekar olanlara tedavi öncesi yumurta dondurma işlemi ve tedavi bitince de tüp bebek yöntemini öneriyoruz.

 

 

Uygulanan ilaçlar kan yoluyla tüm vücuda dağılır. Tümöre doğrudan etki eden ilaçlar tümör hücrelerinin yapı taşlarına etki eder, hücrelerin büyümesine ve çoğalmasına engel olarak tümörün ölümüne neden olurlar. Diğer taraftan bu ilaçlar vücudumuzda bazı yerlerdeki normal hücreleri de etkileyerek çeşitli yan etkilere yol açarlar. Bazı hormon ve hormon karşıtı ilaçlar da aynı yolla tümör hücrelerini öldürür ve özel bazı tümör tiplerinin tedavisinde kullanılır. Bunlar dışında yukarıda sözü edilen birtakım biyolojik ajanlar hem tümör tedavisinde, hem de yan etkilerin önlenmesinde kullanılabilir. Bu maddeler genellikle vücutta normalde var olan bağışıklık sistemini çalıştırarak tümör hücrelerine karşı savaşı ve vücut direncini sağlayan maddelerdir. Tümör tedavisi sırasında dışarıdan da verilerek etkileri güçlendirilir.

Kanser riskini en çok azaltan beslenme tarzı Akdeniz Tipi beslenmedi. Az yağlı, bol lifli (sebze, meyve, kepekli unla yapılmış yiyecekler) besinleri içerir. Akdeniz tipi beslenme kanserin yanında kalp hastalıkları, diyabet, karaciğer hastalıklarına karşı da koruma sağladığı gösterilmiş ideal beslenme modelidir. Genel olarak kanserden uzak kalmak için şu kurallara dikkat edilmelidir.

  • Sigara ve alkolden uzak durun
  • Fazla şeker tüketiminden kaçının
  • Yiyecekleri doğal ve taze olarak tüketmeye özen gösterin
  • Bol miktarda su tüketmeyi alışkanlık haline getirin
  • Doğal yiyecekler tüketmeye gayret edin
  • Besinleri kimyasal artıklarından arındırmak için iyi yıkayın
  • Doğrudan ateşte pişen yiyecek tüketimini sınırlandırın. Aşırı pişmiş veya yanmış yiyecek tüketmeyin.
  • Salam, sosis, sucuk gibi gıdalardan mümkün olduğunca uzak durun.
  • Yaz mevsiminde direk güneş ışınlarından kaçının.
  • Düzenli olarak egzersiz yapın.
  • İdeal kilonuzu koruyun

 

 

 İlaç seçimi tümörün cinsi, moleküler özellikleri, hastalığın yaygınlık durumu, hastanın yaşı, genel durumu ve mevcut başka hastalıklarına (kalp hastalığı, yüksek tansiyon, şeker hastalığı ve böbrek hastalığı) göre medikal onkolog tarafından yapılır. Seçilen ilaçların dozları ve uygulama sıklığına da, yine medikal onkolog tarafından birçok değişik faktör göz önünde tutularak karar verilir.

 

Tedavi uygulama süresi ve sıklığı hastalığınızın ve sizin durumunuza göre özel olarak seçilen kemoterapi şemasına bağımlıdır. Tedavi ile elde edilen cevaba ve oluşan yan etkilere göre süre ve sıklık doktorunuz tarafından değiştirilebilir. Genellikle en sık kullanılan aralar 3 veya 4 hafta olmakla birlikte bazı tedavi şemalarında haftada bir veya iki haftada bir uygulamalar vardır. Kemoterapinin zamanlaması konusunda en önemli nokta tedavinin mümkün olduğu kadar düzenli ve yan etki gelişmedikçe zamanında yapılmasıdır. Tedavi aralıkları herhangi bir neden olmadan uzatıldığında tümör büyümeye devam edebilir ve tedavi başarı şansı azalabilir. Kemoterapi randevularınız konusunda doktorunuzun önerileri dışına çıkmamalısınız. Herhangi bir nedenle (ailesel, maddi vb.) tedaviyi bırakmayı düşünmeden önce doktorunuzla konuşarak sorunlarınızı anlatarak alternatif yöntemler konusunda yardım isteyebilirsiniz. Tedavi aralıkları protokol izin verdiği sürece kısaltılıp uzatılabilir. Kendinizi iyi hissetmediğiniz gerekçesi ile tedavi gününüzü değiştirmeyiniz ve evde kullanmanız gereken ilaçları aksatmayın.

 

Damardan uygulanan kemoterapi ilaçları genellikle serum setinden veya serumun içine karıştırılarak çeşitli sürelerde verilir. Uzun süreli uygulamalarda hastaneye yatma gereksinimi olabilir. Tedavi sırasında bazı ilaçların yan etkilerinin önlenmesi için fazla miktarda sıvı verilmesi gerekebilir. Hastaya verilen sıvı miktarı ayrıca hastanın başka mevcut hastalıklarına göre kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Bu nedenle başka hastaların tedavisi ile kendi tedavinizi karşılaştırmayınız. Uzun süreli ve sık kemoterapi alanlarda bir süre sonra damar bulma sorunu ortaya çıkabilir. Bazı ilaçların damar içine uzun süreli uygulaması sırasında kol damarlarının kullanılması sakıncalı olabilir. Bu durumlarda kateter veya port denilen ve ilacın doğrudan doğruya kalbe yakın ana damara gitmesini sağlayan cihazlar (infüzyon pompası gibi) takılarak kemoterapi bu cihaz yoluyla yapılabilir.

 

Kemoterapi hastalığın durumu ve bulunduğu yere göre bazen karın boşluğuna, akciğer zarı içine ve mesane içine uygulanabilir. Uygulanacak ilaçların 41-42 dereceye kadar ısıtılması etkinliğini artırmak amacıyla tercih edilebilir. Bu şekilde yapılan uygulamalar mutlaka bir merkezde ve uzman medikal onkolog doktor kontrolünde yapılmalıdır.

 

Kemoterapi bazen evde alacağınız haplarla yapılır. Bu durumda haplarınızın nasıl kullanılacağını çok iyi anlamanız. Her ilaç günlük kullanılmayabilir, belli aralıklarla alınması gerekebilir. Hekiminize anlamadığınız konuları mutlaka sormanız, evde ilaçları almanızı engelleyen bir yan etki meydana gelirse mutlaka irtibat  kurarak yardım istemeniz gerekebilir. Unutmayınız ki evde yutulan ilaçlar hastanede damardan verilenler kadar önemlidir, eksik veya yanlış kullanımı hayati tehlike yaratabilir.

 

Kemoterapiye bağlı en önemli şikayetlerden biridir. Kemoterapi, midenizi ve beyindeki kusma ile ilgili merkezi etkileyerek kusmaya neden olabilir. Kullanılan ilaç türlerine, doza ve kişisel özellliklere göre kusma şiddeti ve süresi değişiktir. Bu tür bir yan etki hiç oluşmayabileceği gibi çok şiddetli de olabilir.

Ne zaman başlar? Ne kadar sürer? 

Hemen tedavi sonrası veya tedaviden 8-12 saat sonra başlayıp 12-24 saat süren şiddetli bulantı kusmanız olacağı gibi hafif bir bulantı sürekli de olabilir. Daha önce kemoterapi deneyimi olmuş kişilerde bazen tedaviden önce de psikolojik kökenli kusmalar olabilir. Bulantı ve kusmanızın şiddeti ve süresi hakkında her kürde doktorunuza bilgi veriniz.

 

Bulantı ve kusma engellenebilir mi?

Bulantı ve kusmayı engelleyen çok çeşitli ilaçlar mevcuttur. Doktorunuzun önerisine göre bunları zamanında kullanınız. Bu ilaçlar genellikle kemoterapiyi aldığınız günlerde ve sonraki birkaç gün süresince kullanılır. Bulantı ve kusmanızın şiddetine göre tedavinizde ve alacağınız sıvı miktarında değişiklikler yapılarak, bu yan etkinin azaltılması mümkündür. Ağızdan alınan ilaçlara rağmen bulantı devam ediyorsa doktorunuzun önerisiyle damardan sıvı tedavisi ve bulantı giderici ilaçlar kullanılabilir.

 

Kendi alabileceğiniz önlemler nelerdir?

  • Bulantı ve kusmanın her kemoterapi sonrası olacağı önyargısına kapılmayınız.
  • Kemoterapi sırasında kusma oluyorsa tedavi öncesi ve sonrası 1-2 saat bir şey yemeyiniz.
  • Uygulamadan 1-12 saat öncesi ve 1-24 saat sonrasında katı gıdalar yerine sıvı gıdaları tercih ediniz.
  • Az, sık ve yavaş yemek yiyiniz.
  • Yemekleri iyice çiğneyiniz.
  • Su veya meyve sularını yemek sırasında değil, yemeklerden 1 saat önce veya sonra içiniz.
  • Yağlı, şekerli ve kızartma türü yiyeceklerden uzak durunuz.
  • Yemek kokuları midenizi bulandırıyorsa soğuk ve ılık yiyecekleri tercih ediniz.
  • Bulantıyı azaltmak için elma suyu, kızılcık suyu, limonata, meyva suları, ıhlamur veya zencefil içeren çaylar, kola, ayran gibi sıvı veya ezilmiş patates, elma püresi, yoğurt, süzme peynir gibi yarı-katı veya ağzınızda yara yoksa limon, ekşi turşu gibi gıdalar alabilirsiniz.
  • Ağzınızda yara yoksa ve sabah kusmaları varsa; yataktan kalkar kalkmaz kraker, tost, peynir-ekmek gibi kuru gıdaları tercih ediniz.
  • Hoşlandığınız yiyecekleri tercih ediniz. Bazı kişilerde kırmızı ete karşı tiksinti gelişebilir. Bu durumlarda tavuk veya balık yiyerek protein ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz.
  • Tuvalet, parfüm, sigara, yemek kokuları gibi sizi rahatsız edebilecek kokulardan uzak durunuz.
  • Yemek yedikten sonraki 2 saat sırt üstü yatmayınız.
  • Yemeklerden sonra sessiz bir ortamda dinleniniz.
  • Sıkmayan rahat kıyafetler giyiniz.
  • Bulantı olduğu zaman derin ve yavaş nefes alma egzersizleri yapınız
  • Sürekli bulantınız varsa kendinizi oyalayacak aktiviteler yaratınız (televizyon seyretme, müzik dinleme, örgü örme, kitap okuma vb. gibi).
  • Yatakta yatarken kusarsanız, solunum yollarına kaçmaması için başınızı hemen yana çeviriniz.
  • Kusma çok fazlaysa, gıdalardan yutmadan emme yoluyla yararlanmaya çalışınız. Kusmayı önleyecek ilaçların fitil ve enjeksiyon formlarını isteyiniz.
  • Bulantınız varken ve kusarken yemek yemeye zorlanmayınız.
  • Bulantı kusmanızın şiddetli olduğu dönemlerde 3-4 saat süreyle bir şey yemeyiniz, daha sonra sıvı gıdalar alınız. Sıvı gıda alımına 2 günden fazla devam etmeyin.
  • Taşıt tutmanız varsa kemoterapi aldığınız gün uzun yolculuk yapmayınız.
  • Nahoş metalik ilaç tadını azaltacak nane veya ekşi şekerlemeler yemek rahatlatıcı olabilir.
  • Doktorunuza bulantı, kusmanızın şiddeti, süresi ve zamanlaması konusunda bilgi veriniz. Önleyecek ilaçlarda değişiklik yapabilir.

 

Aşağıdaki durumlarda doktorunuza başvurunuz:

  • Nefes borunuza yiyecek kaçtığından şüphe ediyorsanız
  • 3-4 saat süreyle, saatte 3’ten fazla kusmanız oluyorsa
  • Günde 4 bardaktan fazla sıvı gıda alamıyorsanız ve 2 günden fazla gıda alamadıysanız
  • İlaçlarınızı kusma nedeniyle kullanamıyorsanız.

 

Kemoterapi büyüyen ve bölünen hücreleri etki ettiğinden bu özelliklere sahip normal hücrelere de zarar verebilir. Bu tür hücreler kemik iliği, sindirim ve üreme sisteminde ve saç foliküllerinde bulunduğu için yan etkiler bu bölgelerde daha çok görülür. Kemoterapi yan etkileriyle mücadelede bugün olanaklarımız artmıştır. Gerekli önlemler alındığı takdirde bu yan etkilerden büyük oranda korunabilmek mümkündür. Bahsedilen yan etkiler bütün hastalarda görülmeyeceğinden yan etki listesinin uzun olmasından ötürü endişeye kapılmanıza gerek yoktur. Yan etkiler kullandığınız ilacın türüne, dozuna, hastalığınızın türüne ve yapınıza göre değişiklikler gösterir. En sık görülen yan etkiler bulantı kusma, saç dökülmesi ve yorgunluktur. Yan etkilerin çoğu kemoterapi aldığınız sürece oluşur ve tedaviniz tamamlandığında kaybolur. Doktorunuzla sizde görülebilecek yan etkiler ve önlemleriniz hakkında tedavinize başlamadan önce mutlaka konuşunuz. Yan etkilerin bazıları sizin doğrudan hissedeceğiniz türdendir. Bazıları ise ancak birtakım kan tetkikleri ile anlaşılabilir.

 

Her zaman olmayan, fakat sık görülen bir yan etkidir. Doktorunuz kullanacağınız ilaçların saç döküp

Dökmeyeceği konusunda bilgi verecektir. Saçlarla birlikte

vücudun diğer tüylü bölgelerinde de dökülme olacaktır. Tüylerdeki dökülme sizi ruhsal açıdan rahatsız edebilir; bu duygularınızı paylaşmaktan kaçınmayınız.
Öncelikle bu yan etkinin tamamen geçici bir süre için sizi etkileyeceğini düşünmelisiniz. Tedaviniz tamamlandığında dökülen saçlar ve tüyler yeniden oluşacaktır ve daha da gür olması mümkündür. Daha önce bu deneyimi yaşamış kişilerle konuşmak sizi rahatlatacaktır. Bazı merkezlerde saç dökülmemesi için uygulanan kafatasına soğuk ve baskı uygulama teknikleri merkezimizde bazı yan etkilerinden dolayı uygulanmamaktadır.


Kendi alabileceğiniz önlemler:

  • Kemoterapi başlamadan önce saçlarınızı kısa kestiriniz.
    Saç kaybını gizlemek için isterseniz şapka, peruk, eşarp veya baş örtüsü edininiz. Saçınız uygunsa kendi saçınızdan peruk yaptırabilirsiniz. Güneşten korunma dışında bu önlemi almanız tamamen kendi isteğinize bağlıdır.
  • Saç dökülmesini azaltmak için neler yapabilirim?
  • Besleyici şampuanlarla yıkayın, iyice durulayınız ve nazikçe kurulayınız.
  • Saçı aşırı taramak ve fırçalamaktan kaçının. Geniş dişli tarakları ve yumuşak fırçaları tercih ediniz.
  • Saç boyaları, sprey, jöle, bigudiler, sıkı tokalar kullanmayınız. Elektrikli saç kurutma makinalarını mümkünse kullanmayınız. Eğer gerekiyorsa sıcaklık düzeyi düşük olarak kullanınız.

 

Tedavi sırasında iyi beslenmek tedavinin yan etkileri ile başa çıkabilmek, enfeksiyondan korunmak ve ilaç nedeniyle zedelenmiş normal dokuların iyileşmesini hızlandırmak açısından çok önemlidir. İyi beslenmek tüm besin öğelerini içeren dengeli bir besin programı uygulamak demektir. Günlük beslenme aşağıdaki beş ana gruptan besinleri içermelidir:

  • Sebze ve meyveler: İkişer porsiyon
  • Et, tavuk, balık, yumurta: İki porsiyon. Kızartma ve kömür ateşinde fazla pişmiş-yanmış yiyeceklerden kaçınmalıyız. Az pişmiş olmamasına da dikkat etmeliyiz
  • Tahıllar: Dört porsiyon
  • Süt ve süt ürünleri: Bir porsiyon
  • Sıvılar (su, meyva suları, çay, kahve, et suyu ve çorbalar): 8-12 bardak.

 

Yağ ve Şeker:

Günlük diğer yiyecekler ile aldığımız genelde yeterlidir. Fazladan yağ ve şeker tüketmemeye    çalışmalıyız. Yemeklerde yağ olarak zeytinyağı veya ayçiçeği yağı ve çok az miktarda tereyağı tercih edilmelidir. Şekerli ve çok tuzlu gıdalardan, ek koruyucu madde içeren hazır yiyeceklerden kaçınmalıyız

 

Kan sayımı: Kemik iliği tarafından yapılan ve mikroplarla savaşan beyaz kürelerin (lökosit), oksijen taşıyan hemoglobinin ve pıhtılaşmayı sağlayarak kanamayı durduran trombositlerin sayılarını gösteren bir tetkiktir. Kemoterapi ilaçlarının çoğu kemik iliği üzerine baskılayıcı etki yaptığı için genellikle her ilaç tedavisi gününden önce, bazen ise her hafta kan sayımı yapılması gereklidir. Kan hücrelerinizin miktarı doktorunuz tarafından belirlenecek ölçüler içinde olmazsa kemoterapi ertelenebilir. Bazı durumlarda ise kan ürünleri verilerek kan sayımınız istenen düzeye yükseltilebilir. Daha sonraki kemoterapi kürlerinde bu yan etkinin en aza indirilebilmesi için size gerekli olan destek tedavileri önerilecektir. Kan değerlerin düşük bulunması kemoterapinin beklenen etkileri olduğu için endişelenmenize gerek yoktur.

 

Organlarımızın normal olarak işleyip işlemediği kanda bakılan üre, kreatinin, şeker, karaciğer enzimleri gibi bazı biyokimyasal değerlerle anlaşılır. Her kemoterapi ilacının yan etkisi farklıdır. Doktorunuz sizden, kullanılan kemoterapinin türüne göre değişik biyokimyasal testler isteyecektir. Bunları genellikle kemoterapi gününden 1 gün önce veya belirtilen tarihte mutlaka yaptırdıktan sonra randevunuza geliniz. Bu tetkikler kemoterapinin yan etkilerini değerlendirmek için istenmektedir. Birkaç özel tetkik (testis kanserindeki AFP, CA125, CEA, B-HCG ve PSA vb.) dışında hastalığınızın tedaviye verdiği yanıtı değerlendirmek için kullanılmamaktadır.

 

Hem vücutta tümör olması hem de kemoterapiye bağlı iştah azalması, beslenme bozukluğu ve zayıflamaya yol açabilir. Tedavi sırasında kilo kaybı hasta ve doktor tarafından istenmeyen bir olaydır. Kemoterapi alırken bulantı, kusma, ishal, tat duyusunda azalma, ağız boğaz yaraları, hastalıktan kaynaklanan ağrılar ve uyku bozuklukları iştahı azaltan diğer unsurlardır. İştahsızlık durumunda beslenmenin sağlanabilmesi için basit bazı önlemler alınabilir.

 

  1. Hayatınızda yemenin anlamını biraz değiştirmeniz gerekebilir. Sadece tadını almak için veya aç olduğunuz için değil, beslenmeniz gerektiği için iştahınız olmasa da yemek zorunda kalabilirsiniz.

 

 


  1. Bol sıvı tüketiniz. Su dışında süt, ayran, meyve suyu gibi içecekler de tüketebilirsiniz.
  2. İştahınızı kapatan ağız yarası, bulantı, ağrı gibi başka sorunlar varsa bunları diğer bölümlerde önerilen yöntemlerle gidermeye çalışın.
    4. Rahat olabileceğiniz hoş bir ortamda yemek yemeye çalışın. Aileniz veya sevdiklerinizle birlikte yemek iştahınızı arttırabilir.
    5. Ne yediğiniz ne kadar yediğinizden önemlidir. Genel olarak
    sevdiğiniz şeyleri yemeniz söylense de şiddetli iştahsızlık dönemIerinde çok sevdiğiniz yemeklerden uzak durun, çünkü zorlanırsanız daha sonraki dönemlerde bu yiyeceklerden
    tiksinebilirsiniz. Kokusu olmayan, soğuk yiyecekleri tercih edin.
    6. Tedavi aralarında kendinizi iyi hissettiğiniz dönemlerde besin değeri yüksek gıdalara ve en sevdiğiniz yemeklere ağırlık vererek açığınız varsa kapatabilirsiniz. Kalori aldığınız sürece ne yerseniz faydalıdır.
  3. İştahınızın en iyi olduğu saatte en büyük öğününüzü yiyin. Öğün arasında atıştırmaktan çekinmeyin.
  4. Yemekten önce hafif bir egzersiz (yürüyüş, hareket) iştahı artırabilir.
  5. Tümörlü hastaların genellikle besin ve özellikle proteinli besin (et, tavuk, balık, yumurta, süt vb.) ihtiyacı artar. Ancak et gibi proteinli ve besleyici gıdalara karşı isteksizlik oluşabilir. Ayrıca çevreden besleyici olduğu için önerilen pek çok gıda çok yağlı olduğundan istenmeyebilir. Beslenmenin yetersiz olduğu durumlarda ek kalori sağlanması için gıdalara eklenebilecek veya yemek aralarında içilebilecek hazır gıdalar eczanelerde bulunmaktadır. Doktorunuzun önerisine göre beslenmenize bunlar eklenebilir.

 

Dışkılama sıklığınızın her zamankinden daha az olması, dışkının sertleşmesi ve ağrılı ve rahatsız edici olmasına kabızlık denir. Kemoterapi aldığınız sürece aldığınız ilaçlara, her zamankinden daha az hareket etmenize ve az yemenize bağlı olarak kabızlık gelişebilir. Kabızlık giderici ilaçlar kullanabilirsiniz, fakat öncelikle doktorunuza danışmanız gerekir.

 

  • Bol miktarda ve özellikle ılık sıvı almaya çalışınız.
  • Posa bırakan gıdaları tercih edin. Bunlar; çiğ veya pişmiş sebzeler, meyveler (özellikle kabuklu ve çekirdekli olanlar), meyve suları, komposto (özellikle kayısı ve erik), fındık, patlamış mısır, kepek ekmeğidir.
  • Kabızlığı artırabilecek yumurta, peynir, patates, pilav, makarna gibi gıdaları az miktarda yiyiniz.
  • Mümkün olduğu kadar aktivitenizi arttırın ve yürüyüş yapın.
  • Dışkılamak için zaman ayırınız.
  • Öğünleri hep aynı zamanda yemeye dikkat ediniz.

 

 

Aşağıdaki durumlarda acilen doktorunuza başvurunuz:

  • Normal alışkanlığınızı 2 günden fazla aşan gaz ve dışkı çıkışı olmazsa
  • Kabızlığa ek olarak bulantı ve kusmanız da varsa
  • Dışkıda kan varsa.

 

Kemoterapi alırken dışkılama düzeninizde değişiklik olabilir. Bu durum bazı sınırlar içinde önemsizdir. Eğer günde 3 kezden fazla sulu dışkılama olmasına ishal denir ve önlem almanız gerekir.

 

  • 24 saatlik dışkılama sayınızı, dışkınızın, rengini, kıvamını doktorunuza bildirmek için gözlemleyiniz.
  • İshaliniz devam ettiği sürece çok posa bırakan ve sindirim sisteminizi tahriş edebilecek gıdalar almayınız. Bunlar; çiğ sebzeler, kepekli veya bütün taneli buğday ekmeği, fındık, çekirdek, yağlı gıdalar, fasulye, taze ve kurutulmuş meyveler, meyve suları (muz, avokado, elma ve üzüm hariç), çikolata, baharatlı ve acılı yemekler, sarmısak, hardal turşu ve alkollü içeceklerdir.
  • Yüksek kalorili ve potasyum açısından zengin gıdalar alın. Bunlar; peynir, yumurta, haşlanmış patates, pirinç lapası, makarna, muz, şeftali, tuzlu ayran, yoğurttur.
  • En azından 3 litre sıvı alın. Sıvı ihtiyacı için sudan başka et suyu, elma suyu, üzüm suyu, açık çay, ayran gibi sıvılar da almalısınız.
  • Kafeinli ve karbonatlı içecekler içmeyiniz.
  • Üzüm pekmezinden kaçınınız.
  • Kahve, koyu çay, alkol, tütün ve tatlılardan uzak durunuz.
  • Sık sık ve az yiyiniz.
  • İshaliniz 2 günden daha uzun sürerse ve çok şiddetli ise doktorunuza sorarak sadece sıvı gıda alınız. Kendinizi iyi hissettikçe, az posa bırakan yiyecekleri ekleyiniz. Sadece sıvı gıdayı iki günden fazla almayınız.
  • Eğer ishalinizi şiddetlendirdiğini hissederseniz süt ve süt ürünlerinden kaçının.
  • Anal bölgenizi her dışkılamadan sonra sabunla iyice temizleyin, ılık su ile durulayın.
  • Anüs çevresindeki kızarıklık ve çatlaklara dikkat edin ve doktorunuza bildirin.
  • Doktorunuzun önerdiği ishal kesici ilaçları düzenli olarak kullanınız.


Aşağıdaki durumlarda acilen doktorunuza başvurunuz:

Eğer ishaliniz günde 6-8 kereyi aşar ve 2 günden fazla sürerse

Karnınızda kramp tarzı ağrılarınız 2 günden fazla sürerse.

 

Ağız içi ve yemek borusu bölgelerdeki hücrelerin yenilenememesi, vücudun mikroplara karşı daha duyarlı olması, yetersiz sıvı alımı, ağız bakımının iyi olmaması gibi nedenlerden ötürü kemoterapi alırken ağız içinde, boğazda, yemek borusunda kuruma, kızarma ve yaralar oluşabilir. Bu durum hem beslenmenizi engelleyeceğinden hem de mikrop kapmanız için elverişli ortam yaratacağından, oluşmasını engellemek için gerekli önlemleri almak gerekir.

 

  • Kemoterapiye başlamadan önce dişlerinizde olabilecek muhtemel çürük ve iltihaplar için mümkünse diş dokturuna görününüz. Kemoterapi başladıktan sonra kanama ve enfeksiyon sorunları olabileceğinden diş bakımını yaptırmanız güç olabilir. Kemoterapi sırasında diş probleminiz oluşursa doktorunuzdan ne zaman tedavi olabileceğiniz konusunda bilgi isteyiniz.
  • Dişlerinizi her yemekten sonra ve yatmadan önce yumuşak naylon kıllı (bebek fırçası) diş fırçası ve çocuk diş macunu ile fırçalayınız. Her fırçalamadan önce fırçanızı sıcak suyla yıkayınız. Trombosit sayınız yeterli ise yatmadan önce diş aralarınızı diş ipliği ile tahriş etmeden temizleyiniz.
  • Yemeklerden sonra ve yatmadan önce bir bardak suya 1 çay kaşığı karbonat koyarak hazırladığınız suyla ağzınızı bolca çalkalayınız. Bu ağızdaki asiti azaltır, kuruluğu ve yaraları engellemeye yardımcı olur. Alkol ve gliserinli ticari gargaraları kullanmayınız.
  • Dudaklarınızı vazelin veya kremle nemli tutarak kuruma ve çatlamaları engelleyiniz.
  • Sigara, alkol, çok sıcak, çok soğuk, baharatlı, acı, sert yiyeceklerden kaçınınız.
  • Protez kullanıyorsanız, ağzınıza iyi uymasına dikkat edin. Her yemekten sonra protezinizi çıkararak ağzınızı çalkalayınız.
  • Protezlerinizi geceleri her gün suyunu değiştirdiğiniz ağzı kapalı bir kapta saklayınız.
  • Bol sıvı alınız.
  • Tüm bu önlemlere rağmen yutkunma güçlüğü, ağız yaraları, ağızda pamukçuk oluşursa doktorunuzun önerisine göre ilaç ve ek tedbirler almanız gerekecektir.

 

Bunların bazıları:

  1. Ağrı varsa doktorunuzun önerisine göre ağrınızı azaltacak solüsyonlar kullanınız. Ağızdan hiç sıvı alamıyorsanız doktorunuz cilde yapıştırılan bant şeklindeki ağrı kesici ilaçları reçete edebilir.
  2. Sütlaç, evde yapılmış dondurma, muz, bebek mamaları, yumuşak kıvamda yumurta, yumuşak peynir, pudingler, püre, makarna, haşlanmış patates gibi yumuşak yiyecekler yiyiniz.
    3. Ağzınız çok kuruyorsa, suni tükrük solüsyonları kullanınız.
    4. Çok bol miktarda sıvı gıda alınız. Domates suyu, portakal, limon, greyfurt gibi ekşi mevye suları, çiğ sebzeler, tost, kraker gibi kuru, sert gıdalar ve acılı, baharatlı, tuzlu yiyeceklerden kaçınınız.
    5. Kuru yiyecekleri su ve yağla yumuşatabilirsiniz.
  3. Tam sıvı gıdaları yutmak güç oluyorsa, daha yoğun; örneğin blenderden geçirilmiş gıdalar alınız.
  4. Eğer doktorunuzca sakıncası yoksa, almanız gereken tablet ve kapsülleri kırarak, yiyeceklere katarak yutunuz.
  5. Yerken ve içerken oturur vaziyette olunuz.
  6. Yutamayacağınız şeyleri yemek için kendinizi zorlamayınız.
    10. C ve B vitaminleri alınız (kemoterapi ve radyoterapi günü kullanılmaz)
  7. Şikayetleriniz hafifse ağız bakımınıza yukarıda belirtilen aralıklarla devam edin.
  8. Şikayetleriniz fazla, beslenemeyecek durumda iseniz ve ateşiniz yüksekse; ağzınızı karbonatla 2 saatte bir çalkalayınız, ağız bakımı için doktorunuzun önereceği solüsyonları kullanınız.
    13. Diş fırçası kullanmayınız, steril gazlı bezi parmaklarınıza dolayarak macunla dişlerinizi hırpalamadan ovunuz.
  9. Protez kullanıyorsanız iyileşinceye kadar kullanmayınız.

 

Bazı ilaçlar sinir sistemini etkileyerek ellerde ve ayaklarda, özellikle parmaklarda uyuşma, yanma, güçsüzlük, karıncalanma, yapabilir. Ayrıca nadiren de olsa denge kaybı, eşyaları tutmada güçlük, eklem ağrıları, işitme kaybı, karın ağrısı ve kabızlık olabilir. Bazı ilaçlar da kaslarınızi etkileyerek kuvvetsizlik ve zayıflığa neden olabilir.

Bu etkiler rahatsız edici olsa da genellikle önemli değildir ve ilaç kesildikten sonra zamanla kaybolur, nadiren kalıcı olabilir. Bazı ilaçlar kesildikten sonra dahi 6 aya kadar bu şikayetler devam edebilir. Doktorunuzla görüşmelerinizde bu tür belirtileriniz kalıcı oluyorsa belirtiniz.

 

 

Eğer bu tür belirtileriniz varsa:

  • Delici ve kesici araçları kullanırken, bir yerinizi kesmemek için dikkatli olunuz.
  • Yürürken, merdiven çıkarken bir yerlere tutununuz, gerekirse baston kullanınız.
  • Ayakkabılarınızın ayaklarınıza uyan ve iyice kavrayan şekilde olmasına dikkat ediniz.
  • Özellikle okzaliplatin içeren ilaçlarla tedavi gören hastalar (daha çok kolon kanseri tedavisinde kullanılır) tedaviye gelmeden önce ve tedavi günü soğuk su ve gıda tüketmemeye dikkat etmelidirler.
  • Tedavi gördükleri sürede soğuk suya temastan kaçınmalıdırlar.
  • Tedaviye bağlı parmak uçlarında uyuşukluk, batma gibi şikayetleri olan hastaların çaydanlık, kapı kolu gibi metalik yüzeylere dokunurken bir kumaş parçasıyla tutmaları önerilir.

 

Kemoterapi ilaçlarının bazıları böbrekler ve mesanenizde geçici veya kalıcı etkiler yapabilir. Kullandığınız ilaçların böylesi bir etkisi olup olmadığını doktorunuza etkileyen bir ilaç kullanıyorsanız doktorunuz sizden her kürde böbrek fonksiyonlarınızı değerlendirecek tetkikler, mesanenizi etkileyen bir ilaç kullanıyorsanız idrar tahlili isteyecektir. Bazı ilaçlar idrarınızın rengini değiştirebilir. Bu durumu doktorunuza sorarak gereksiz endişelerden kurtulunuz.

 

Sizin alabileceğiniz önlemler:

  • Bol sıvı içerek idrar miktarınızın fazla olmasını sağlayınız. Meyve suları, çay, kahve, çorba gibi gıdaların hepsi sıvı sayılır, sadece su olarak düşünmeyiniz.
  • Sıvı alımını güne eşit şekilde bölmeye çalışınız. Örneğin sekiz saatte bir günlük alacağınız miktarın üçte birini alınız.
  • İdrarınızı tutmayın. Sık sık tuvalete gidin.

 

Aşağıdaki durumlarda acilen doktorunuza başvurunuz:

  • İdrarda yanma veya her iki bel bölgenizde veya kasıkta ağrı olursa
  • İdrar kırmızı veya farklı renkte olursa (boyayan ilaçlar hariç)
  • İdrar bulanık ve pis kokuluysa,
  • Çok sık idrara çıkıyorsanız,
  • İdrar yapamıyorsanız,
  • Titreme ve ateşiniz olursa.

 

Bazı kemoterapi ilaçları üreme organlarının işlevlerini etkileyebilir.

Erkekler için;

Erkeklerde sperm sayısını azaltarak geçici veya kalıcı kısırlığa neden olabilir. Cinsel fonksiyonlar ve istek üzerine yan etkisi yoktur. Doktorunuzla kullanacağınız ilaçların kısırlık yapıp yapmayacağını konuşunuz. Eğer ilerde çocuk sahibi olmayı düşünüyorsanız ve alacağınız ilaçlar kısırlık riski taşıyorsa kemoterapiye başlamadan önce sperm bankalarına başvurabilirsiniz. Böylelikle kemoterapi başlamadan önce spermleriniz dondurularak ilerde kullanılmak üzere saklanabilir.

Kadınlar için:

Kemoterapi ilaçları yumurtalıklarınızı ve hormonal durumunuzu etkileyebilir. Bazen kemoterapi alırken normal adet kanamalarınızın düzeni değişebilir veya tamamen kesilebilir. Verilen ilaca, dozuna bağlı olarak geçici ve kalıcı kısırlık oluşabilir. Kemoterapi alırken sakat çocuk sahibi olabileceğinizden doktorunuza danışarak uygun doğum kontrol yöntemlerinden birini kullanınız. Hormonal dengenizde değişiklikler olabileceği için menapoza benzer ateş basmaları, terleme, vajinada kuruluk, yanma gibi belirtileri olabilir. Bu tür sorunlarınızı doktorunuza bildiriniz.

Kemoterapi alan hastaların cinsel ilişkiye girmesinde sakınca yoktur. Ancak özellikle kemoterapi sonrası 1. haftadan itibaren trombosit ve lökosit gibi kan değerleri düşeceğinden kanama ve

enfeksiyon riski artabilir, dikkatli olunmalıdır.

Bazı meme kanseri hastalarına uzun süreli hap ve/veya iğne şeklinde hormon tedavisi ilaçları verilmektedir. Özellikle tamoksifen isimli ilacı kullanırken adet görebileceğinizi ve bu ilacın rahim kalınlığında artışa neden olabileceğinden düzenli olarak jinekolojik muayene yaptırmanız gerektiğini unutmayınız. Bu tür ilaçların gebelikten koruyucu etkisi yoktur, bu nedenle prezervatif gibi bariyer tipi doğum kontrol yöntemlerinin kullanılması önerilir. Bu konuda bir kadın doğum uzmanından yardım isteyebilirsiniz.

 

Kemoterapi aldığınız sürece nadiren kızarma, kaşınma, soyulma, kuruluk ve sivilce gibi önemli olmayan cilt sorunları görülebilir. Cilt ve tırnaklarınızın renginde değişiklikler olabilir. Tırnaklarınız kolay kırılabilir ve üzerlerinde çizgilenmeler oluşabilir. Kemoterapi verilen damarlarda oluşan renk koyulaşması önemli değildir, tedaviniz tamamlandıktan 1-2 ay sonra kaybolur.

 

Sizin alabileceğiniz önlemler: 

  • Cildinizde aşırı kararma olacağı için kemoterapi alırken güneşlenmeyiniz.
  • Güneşlenmeseniz bile güneş etkisine maruz kalacaksanız

koruyucu krem kullanınız.

  • Sivilce oluşursa cildinizi temiz ve kuru tutunuz.
  • Kuruma oluyorsa sıcak ve uzun banyo yerine, kısa ve ılık banyolar yapınız ve nemlendirici krem ve losyonlar kullanınız. Alkol içeren parfüm, traş losyonu, kolonya kullanmayınız.
  • Tırnaklarınızı korumak için iş yaparken eldiven giyiniz.

 

Aşağıdaki durumlarda acilen doktorunuza başvurunuz:

  • İlaç verilen damarda ilaç verilirken veya daha sonra kızarma, ağrı ve şişlik oluşursa. Bu bulgular ilacın damar dışına kaçtığını gösterir.
  • Tüm vücudunuzu kaplayan kızarıklık, döküntü ve nefes darlığı olursa. Bu bulgular allerjik bir reaksiyon olduğunu gösterir.

 

Yan etkiler erken ve geç olmak üzere ikiye ayrılır. Erken yan etkilerin çoğu ilaç aldığınız sürece oluşur ve tedavi tamamlandıktan sonra tamamen kaybolur; bazılarının düzelmesi ise daha uzun zaman alabilir. Normale dönme süresi yine kullanılan ilaç türüne, miktarına ve hastanın durumuna göre değişiklik gösterir. Tedavi sürecince rahatsız eden yan etkilerin hemen hemen tamamı erken yan etkilerdir. Tedavi bitiminde kaybolacağından, bu yan etkiler nedeniyle tedavinin aksatılmaması ve yan etkilerin en aza indirebilmesi için tedavi ekibiyle iş birliği yapılması önemlidir. Geç yan etkiler tedavi sırasında rahatsız etmeyen, daha uzun sürede ortaya çıkan yan etkilerdir. Gerekli önlemler alındığı takdirde bunların oluşması genellikle önlenebilir. Yan etkilerden en az düzeyde etkilenmenizi sağlamak önerilen önlemleri uygulamanız büyük önem taşımaktadır.

 

YORGUNLUK-KANSIZLIK: Kemoterapi kemik iliğinin kırmızı hücre yapma yeteneğini bozarak vücutta oksijen taşınmasını azaltır.

Yeterli oksijen ihtiyacı karşılanmadığında dokular işlevlerini göremezler, bu duruma kansızlık (anemi) denir. Yorgunluk, baş dönmesi, nefes darlığı, konsantrasyon güçlüğü yapabilir. Her tedavi öncesi hemoglobin (Hb) düzeyi ölçülerek kan durumunuz kontrol edilir. Normalde 14 gr olan hemoglobin düzeyi, 10 gr’ ın altına ininceye kadar herhangi bir sorun yaratmaz. Doktorunuz gerekli gördüğü takdirde size kan verilmesini önerecektir.

Kansızlık oluştuğunda alacağınız önlemler:

  • Dinlenmeye daha fazla vakit ayırınız.
  • Yorucu işlerden kaçınınız.
  • Özellikle yeşil ve lifli sebzeler, kırmızı et ve karaciğer gibi demir yönünden zengin gıdalar alınız.
  • Ayağa kalkarken baş dönmesini önleyebilmek için yavaş hareket ediniz.

Aşağıdaki durumlarda doktorunuza başvurunuz:

  • Ara kan sayımlarında hemoglobin miktarınız 7 gramın altında ise
  • Yorgunluğunuz giderek artıyorsa
  • Bilinç bulanıklığı oluşursa

 

MiKROP BULAŞMASI ve ENFEKSİYON

Kemoterapi, mikroplarla savaşan beyaz kürelerinizi (lökosit) azaltacağı için mikroplar vücudunuzda daha kolay hastalık yapabilir. Bu yüzden normalden daha fazla korunmanız gerekecektir. Lökositlerin normal değeri 4.000-9.000 arasındadır. Kemoterapi kürleri arasında lökositlerinizin 1000-3000 arasında değişmesi beklenen bir olaydır, endişeye kapılmanıza gerek yoktur. Her kemoterapi öncesi lökosit değerinizin doktorunuz tarafından değerlendirilmesi gerekecektir. Yeterli düzeylerde olmadıkları takdirde tedaviniz bir süre için ertelenebilir. 1500\’ün altındaki değerlerde mutlaka doktorunuza haber veriniz.

 

Mikrop Bulaşmaması için Alabileceğiniz Önlemler:

  • Ellerinizi sık sık yıkayınız. Özellikle yemek yemeden önce ve tuvaletten çıktıktan sonra mutlaka yıkayınız.
  • Tırnaklarınızı kökünden kesmeyiniz, manikür yaptırmayınız.
  • Yaralanmamaya özen gösteriniz.
  • Traş olurken jilet yerine elektrikli makinaları tercih ediniz.
  • Diş etlerinizi hırpalamayacak yumuşak diş fırçası kullanınız. Düzenli ağız bakımı ağız yaraları ve mikrobik hastalıkların oluşma riskini belirgin azaltmaktadır.
  • Sivilceleriniz ve yaralarınızla oynamayınız.
  • Her gün ılık suyla banyo yapmaya gayret ediniz, vücudunuzu yumuşak bir lifle sabunlayınız, kese kullanmayınız.
  • Kalabalık ve kirli ortamlardan kaçınınız, bulaşıcı hastalığı olan kişilerle teması engelleyiniz.
  • Sularınızı kaynatarak içiniz, dışarda yemek yemeyiniz.
  • Meyve ve sebzelerin iyi yıkanmış olmasına dikkat ediniz.
  • Derece ile ateşinizi ölçmeyi öğrenin ve kendinizi normalden farklı hissettiğinizde mutlaka ateşinize bakınız. Yükseldiğinde bol sıvı alınız.
  • Kızarıp şişen ve ağrıyan bir bölgeniz varsa doktorunuza bildiriniz. Tarımla ve ev işleriyle uğraşırken eldiven takınız.
  • Doktorunuza haber vermeden aşı yaptırmayınız.
  • Cildiniz kuruyorsa krem kullanınız.

 

Aşağıdaki durumlarda herhangi bir ilaç almadan acilen kan sayımı yaptırarak doktorunuza başvurunuz:

  • Ateşiniz 38 derecenin üstüne çıkarsa
  • Titreme olursa
  • Normal dışı terleme, idrarda yanma olursa
  • Lökosit sayınız 1500‘ ün altına inerse
  • Boğazda yanma ve öksürük başlarsa
  • Herhangi bir yerinizde kızarma, ağrı ve şişlik olursa

KANAMA PROBLEMLERİ

Kemoterapi ilaçları nadiren kanda pıhtılaşmayı sağlayan trombosit sayısını azaltabilir. Bu nedenle kanamaya eğiliminiz artabilir. Normal trombosit sayısı 150.000-300.000 arasındadır. Trombosit sayısı 100.000’in altına düşse bile kanama oluşturmayabilir. Ancak 20.000’in altındaki değerlerde kanamalar olabilir ve acilen önlem alınması gereklidir.

 

Trombosit sayınız düşükse alacağınız önlemler: 

  • ASPİRİN KULLANMAYINIZ, doktorunuza danışmadan ağrı kesici almayınız
  • Trombosit değerleriniz 100.000’in altına düştüğü takdirde kalp hastalığı veya damar tıkanıklığı için kullanmakta olduğunuz kan sulandırıcı hap (coumadin gibi) veya iğneleri kesiniz ve mutlaka doktorunuza haber veriniz.
  • Doktorunuz izin vermedikçe alkollü içkiler kullanmayınız.
  • Dişlerinizi yumuşak diş fırçası ile fırçalayınız.
  • Burnunuzu zorlamadan sümkürerek temizleyiniz, parmaklarınızı kullanmayınız.
  • Herhangi bir yerinizin yanmaması için özen gösteriniz.
  • Yaralanmanıza neden olabilecek aktivitelerden kaçınınız.
  • Tahriş yapacak baharatlı, acılı, sıcak ve sert gıdalar almayınız.
  • Bol sıvı alınız.
  • Cinsel ilişki kurmayınız.
  • Kabızlık varsa önleyici tedbirler alınız.
  • Dinlenmeyi arttırınız.
  • Bol proteinli gıdalar alınız.

 

Aşağıdaki durumlarda acilen kan sayımı yaptırarak doktorunuza başvurunuz:

  • Vücudunuzda morluklar oluşursa
  • Özellikle el ve ayaklarda veya herhangi bir bölgenizde toplu iğne başı büyüklüğünde döküntüler olursa
  • Kırmızı veya pembe renkli idrar çıkarırsanız
  • Burun veya dişeti kanamanız olursa

 

 

 

Genel kural olarak kemoterapi başka sebeplerle (şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kalp hastalığı, ağrı kesiciler) ilaç kullanmaya engel değildir. Ancak bu ilaçlar konusunda doktorunuzla görüşmeniz şarttır. Tedavi sırasında aspirin ve aspirin içeren ağrı kesici ateş düşürücüler almayın. Hastaneye yatmak için gelirken bu tür ilaçlarınızı yanınızda getiriniz.

 

Tedavi sırasında tedavi şemanızı aksatmayacak şekilde tatil yapmanıza doktorunuz tarafından izin verilebilir. Lütfen bu gibi özel durumları doktorunuza önceden bildiriniz. Tatil yerinizin özelliklerine göre uyarıları ve kısıtlamaları olup olmadığını sorunuz. Örneğin bazı kemoterapi ilaçları cilt renginde değişiklikler yapabilir, etkileri güneş ışığı ile artabilir. Genel kural olarak kemoterapi sırasında hastanın güneşten korunması önerilir. Lökosit ve trombosit değerleri normal olduğu zamanlarda temiz deniz veya havuzda yüzebilirsiniz.

 

 Birçok kişi kemoterapi alırken normal yaşam düzenini sürdürebilir. Bazı hastalarda ise hastalığın cinsi ve yaygınlığı, yapılan tedavinin yoğunluğu ve yan etkiler nedeniyle çalışma hayatını sürdürmek mümkün olmayabilir. Örneğin kemoterapiden hemen sonra verilen bulantı kesici ilaçların uyku hali yapması nedeniyle araba kullanmak sakıncalı olabilir. Doktorunuzla mesleğinizi ve çalışma düzeninizi konuşunuz. Yaptığınız iş alacağınız tedavi sırasında sizin için sorun yaratmıyorsa kısa dinlenme dönemleri ile çalışmaya devam edebilirsiniz. Kemoterapi sırasında mümkün olduğu kadar günlük yaşamınızı sürdürünüz.

 

Her kemoterapi alan hasta bu durumları önceden doktoruyla konuşmalı ve bu tür durumlarla karşılaştığı zaman vakit kaybetmeden doktoruyla temas kurup doktorunun vereceği tavsiyelere göre hareket etmelidir.

 

Randevu gününü beklemeden acilen başvurmanız gereken durumlar şunlardır: 

 

  • 38 derecenin üstünde ateş yükselmesi.
  • Herhangi bir yerinizde kanama;
  • Aşırı burun kanaması
  • Ciltte oluşan morluklar
  • İdrarda kanama
  • Diş etlerinde aşırı kanama
  • Hazneden normal adet dışı kanamalar
  • Dışkıda taze kan veya dışkının katran gibi siyah olması
  • Kusarak kahve telvesi gibi veya kırmızı kanama
  • Vücutta toplu iğne başı büyüklüğünde döküntüler
  • Öksürürken aşırı miktarda kan gelmesi. (Balgamda hafif kırmızılık görülmesi önemli değildir).
  • Kemoterapi aldığınız damar çevresinde oluşan ağrı ve kızarıklık. (kemoterapi sırasında damarlarınızda kahverengi renk değişikliği olması önemli değildir).
  • Daha önce olmayan nefes darlığı veya var olan nefes darlığında artış.
  • Kola da yayılabilen göğüs ağrısı.
  • Kilo kaybına yol açan, halsiz ve yorgun bırakan ishal.
  • Normal dışkılama alışkanlığınızın dışında oluşan 3 günden uzun süren gaz ve dışkı çıkaramama.
  • Yemek yemenizi engelleyen ağız yaraları ve yutma güçlüğü.
  • Ani olarak gelişen uyuşma, çift görme problemleri ve hareket bozukIuğu, bilinç kaybı
  • Vücutta oluşan yaygın döküntüler.

 

Tedaviniz sırasında kendinizi, hastalığınızı ve çevrenizi olumlu bir bakış açısı ile değerlendirmeniz iyileşmeniz açısından en azından kullandığınız ilaçlar kadar önemlidir. Sakin, dayanıklı ve herşeye rağmen umutlu olmanız durumunda bağışıklık sisteminiz de güçlü olur ve hem hastalığınızı daha kolay yener hem de tedavinin yan etkilerini daha az hissedersiniz. Yan etkilerin çoğunun geçici olduğunu unutmayın. Neler olabileceğini ve ne yapabileceğinizi iyi bilirseniz yan etkilerle rahatlıkla başa çıkabilirsiniz. Sıkıntılı durumlarınızda çevrenizden ve doktorunuzdan yardım istemekten, soru sormaktan çekinmeyin.

Vücudunuzun sesini dinleyin. Kolay yoruluyorsanız yaptığınız işleri veya etkinlikleri azaltın. Kendinizi iyi hissettiğiniz zamanlar gücünüzün yettiği ve doktorunuzun izin verdiği ölçüde iş ve aile hayatınızı sürdürün. Çevrenizle bağınızı koparmayın, aldığınız kemoterapi ilaçlarının çocuklar dahil çevrenizdeki insanlara olumsuz etkisi yoktur. Sadece PET ve kemik sintigrafisi gibi görüntülemeler sonrası yaklaşık 12 saat süreyle, az da olsa radyoaktif madde saçmaya devam edeceğinizden dikkatli olunuz.

 

Aile ve yakınlarınız tümör tedavisi aldığınızı öğrendiklerinde size, hastalığınıza iyi geldiği söylenen çeşitli yiyecek, vitamin ve ilaçlar almanızı önerebilirler. Bu tür öneriler televizyon, gazete ve sosyal medyada abartılarak bahsedilebilir. Bu bilgiler çoğunlukla kesin veya tam olmayan bilgileri içerir. Tümör tedavisinde gerçek ilerlemeler temel tıp buluşlarının (yeni ilaç ve yöntemlerin) klinikte uzun süre denenmesi ve geliştirilmesi ile sağlanır. Herkese önerilmeden önce dikkatli çalışmalar yapılması şarttır. Bildirilen yüksek iyileşme oranlarının tekrarlanan deneklerde tekrar elde edilmesi önemlidir. Etkisi ispat edildiğinde dünyanın dört bir yanındaki hastalar için kullanıma sunulur. Alternatif ya da tamamlayıcı tıp uygulayıcılarının en önemli söylemi modern ilaçların sentetik olduğu, hastalara faydadan çok zarar verdiği, buna karşın doğal ürünlerin daha güvenli ve hastaya şifa sunduğu şeklindedir. Ancak unutulmamalıdır ki mevcut ilaçların büyük kısmı bitki ve deniz ürünlerinin defalarca farklı test aşamalarından geçirilerek elde edildiği zorlu bir süreçle meydana getirilmektedir. Etkin bulunan ilaçlar ise uluslararası kuruluşlarca onaylanarak kullanıma sunulur. Bitkilerden elde edilen bu extraktlar sonradan laboratuvarlarda üretilerek bu bitki ve ağaçların soyunun tükenmemesi amaçlanır. Tüm bu yolların alternatif tıp uygulayıcıları tarafından aşılması pek mümkün görünmemektedir.

Kontrolsüz biçimde bu tür takviyelerin tamamen zararsız olduğu iddiası doğru değildir. Örneğin bazı bitkisel ürünler tedavi ilaçlarıyla etkileşime girerek etkinliğini bozabilir. Olumsuz sonuçlarla karşılaşmamak için bu ürünler doktoruna danışılmadan kullanılmamalıdır. Aşağıda sıkça kullanılan bazı bitkisel ürünler ve etkileştikleri ilaçlara örnekler verilmiştir. Günlük olağan miktarlarda tüketilmesi bazıları için sorun olmasa da kürler halinde yüksek miktarlarda tüketilmesi sakıncalı olabilir.

 

Sarımsak: Malign melanom ve Hodgkin  lenfoma tedavisinde kullanılan dakarbazin ilacıyla etkileşir

 

Soya, keten tohumu: Meme kanseri, endometriyum ve over kanseri tedavisinde kullanılan tamoksifen ilacıyla ile etkileşir.

Sarı kantaron otu: Bir çok kemoterapi ilaçları ile etkileşir.
Ginseng, ekinezya, kedi otu, gingko: Birçok kemoterapi ilacı ve akıllı molekül sınıfındaki ilaçlarla etkileşir.

Greyfurt: Birçok kemoterapi ilacı ile etkileşimi bulunmaktadır.

 

Tedavi düzeninizi sürdürün. Tedavi günlerinizi çok acil durumlar dışında kesinlikle aksatmayın. Doktorunuzla koridorlarda ayaküstü görüşmenin hatalara yol açabileceğini unutmayın. Her zaman poliklinikte, dosyanızla birlikte ve sakin bir ortamda doktorunuz ile görüşün; böylece doktorunuz size daha çok zaman ayıracak, daha doğru değerlendirme yapabilecek ve daha yararlı olacaktır. Hastaneden ayrılırken bir sonraki gelişinizin zamanını ve neler getirmeniz gerektiğini mutlaka sorun. Randevu almadan hastaneden ayrılmayın.

 

 

Tedavi sonrasında doktorunuza, hemşirenize sormak istediğiniz

Bunlara benzer sorular olabilir.

Günlük yaşamınızda yasaklarınız.

Kişisel temizlik için kurallar (yıkanma vb.)

Ağız bakımı

Kan sayımları ve başka tetkikler yapılması gerekiyor mu?

Bir sonraki randevu zamanı

Yapılması gereken resmi işlemler (sevk, kayıt, ilaç raporu, sağlık kurulu raporu vb)

Randevuya geldiğinizde tedavi telaşı içinde sorularınızı unutabilirsiniz. Bu nedenle aklınıza gelen soruları not alarak zamanı gelince doktorunuza sorunuz.